20/10/2007
Kürt Sorunu Nasıl Çözülür?
Türkiye Cumhuriyeti'nin öncülü olan Osmanlı Devleti bir ulus devlet
değildi ve içinde pek çok halkı barındırıyordu. Osmanlı'da iki unsur
vardı. Birisi müslümanlar, diğeri gayri-müslimler. Osmanlı devleti
kendisini müslüman unsurunun devleti olarak takdim ediyor ve
gayri-müslimler azınlık sayılıyor ve azınlık haklarına genellikle
riayet ediliyordu.
Dünya
savaşından yenik çıkan Osmanlı halkının asli unsuru yani müslümanlar
bir ulusal mücadeleye giriştiler. Başlangıçta yine bir ulus devlet
olmak için değil, Osmanlı'yı kurtarmak için. Bu bakımdan misakı milli
yalnızca türklerin değil diğer müslüman halkların da yaşadığı yerlere
göre belirlendi. Yalnız bu milli mücadelenin önderliği kapitalizme
uygun olanı yani ulus devleti seçmişlerdi kendilerine hedef olarak.
Milli mücadele kazanılıp dış güçler ülkeden kovulunca sıra yeni devlet
rejimini kurmaya geldi. 1. Mecliste resmi olarak da Lazistan
milletvekili, Kurdistan milletvekili sıfatlarındaki vekiller de vardı.
Ancak bu durum ulus devlet gerçeğine uymuyordu. Asli unsur tek bir ulus
olmalıydı. Asli unsurun dışında kalanlar da kendi dillerini ve
kültürlerini serbestçe yaşatma hakkına sahip olan azınlıklar olacaktı.
Asli unsur olarak "müslüman" yerine "türk" seçilince; diğer müslüman
unsurlar azınlık da kabul edilmeyince yok sayılmak zorunda kalındı.
Artık kürt, laz, çerkez yoktu yalnızca türk vardı. Kürtçe kitap yazmak,
kürtçe öğretmek, çocuklara kürtçe isim koymak yasaklandı. Türk
olmayanlara da "türküm" demesi öğütlendi. Ne mutlu türküm diyene dendi.
Gayri-müslimler azınlık olarak kabul edildiği için en azından hukuksal
bazı hakları vardı. Ancak kürtler ne asli unsurun bir parçası ne de
azınlık olarak kabul ediliyordu. Asli unsurun parçası olarak kabul
edilselerdi Kurdistan vilayeti veya eyaleti olurdu ve kürtçe de yerel
resmi dil olurdu. Azınlık olarak kabul edilselerdi kürtçe yasak olmazdı.
İşte
böyle bir durumda ilk kürt isyanı Şeyh Said tarafından başlatıldı. Seyh
Said isyanı resmi ideoloji tarafından yalnızca dinci-şeriatçı bir isyan
olarak sunulur. Elbette bu yönü de vardır. Bunun birinci sebebi şudur:
Kürtler islam hukukunun esas alındığı Osmanlı'da asli unsurun bir
parçası olarak kabul görülüyordu. İkinci sebebi de tepeden inme
devrimle laikliği kurmaya çalışan Bonapartist devletin halkta din ve
vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği izlenimi oluşturmasıydı.
PKK ve Kürt sorunu İlişkisi
Bazıları kürt sorununu varlığını dahi kabul etmiyor. Ama kürt sorunun
varlığını kabul edenler de kürt sorunundan tamamen ayrı bir sorun
olarak terör sorunu dedikleri PKK sorunundan bahsediyorlar. Ancak
şurası çok açık ki kürt sorunu olmasaydı PKK denen bir örgüt de
olmayacaktı. Artık bunu anlamamız için daha kaç tane askerin ölmesi
gerekiyor, daha kaç tane militanın ölmesi gerekiyor? Kürt sorununu
pkk'dan ayırarak soruna bir çare bulamayız. Üstelik halkın seçmiş
olduğu DTP'li vekilleri dışlayarak kürt sorununa çözüm bulamayız. Yani
kürt sorununda bir muhattap aranmalıdır. Kürtler ne istiyor diye
sorulmalıdır.
Şimdiye kadar kürt sorunu konusunda bazı adımlar atan ve kürt halkından
belli oranda destek alan AKP kürt sorununun PKK ile ilişkisini hala
görmemekte ısrar ediyor. Kürt sorunu olmazsa PKK da olmaz. Ama kürt
sorunu var olmaya devam ederse bugün PKK belki yarın Ek-kaide gibi
şehirlere bombalar koyan bir terör örgütü var olmaya devam eder.
Çözüm için neleri anlamamız gerekiyor?
- Bu ülkede yalnızca türkler yoktur, kürtler ve diğer halklar da vardır.
-Türkiye sadece türklere ait değildir, kürtler de en az türkler kadar bu ülkenin sahibidir.
-Kürtlerle türkler tamamen eşit olmalıdır. Türkçe ne kadar özgürse kürtçe de o kadar özgür olmalıdır.
-Kürtler de bu ülkenin sahiplerinden olduklarına göre kendi kaderlerini istedikleri gibi tayin etme hakkına sahip olmalıdırlar.
Şimdiye kadar bize dayatılan milliyetçi, ezberci resmi ideolojinin işçi
sınıfına hiç bir yararı yoktur. Günde en az sekiz saat çalışmaya,
yoksulluğa, geçim sıkıntısına, gelecek korkusuna mahkum kitleler kürt
halkına karşı baskıcı politikaları desteklerse kendi ezilmişliklerini
onaylamış olurlar. Kürt sorununa çeşili çözüm önerileri karşısında
hamasi nutuklar atmak bize hiçbir şey kazandırmaz. Belki
işçiszliğimizi, yoksulluğumuzu, sömürülmemizi unutturur.
Çözüm şekilleri
1- Demokratik Cumhuriyet: Bu çözüm kürtleri azınlık olarak kabul etmek
demektir. Azınlıkların sahip oldukları hakların tanınması demektir.
2- Eyalet veya Federasyon: Bu çözüm kürt halkını Türkiye'nin asli
unsuru olarak kabul etmek demektir. Kürtçenin anadil olmasını
beraberinde getirir.
3- Ayrılma: Bağımsız kürt devletinin kurulmasını beraberinde getirir.
Yani kürtler kendi paylarını alıp yanlış politikalar sonucu 1000 yıllık
kardeşlerinden kopmuş olurlar.
Öncelikle kürtlerin varlığı tanınmalı ve kürtlere ne istediği
sorulmalıdır. Kürtlerin büyük bir kısmı beraber yaşamaktan yana
olduklarını belirtiyorlar. Öyleyse ayrılmaya ve ayrı Bağımsız Kürt
Devleti'ne gerek yok. O zaman bir an önce kürt halkının varlığı ve dili
anayasal düzlemde kabul edilmeli ve kürt halkının meşru temsilcilerine
ayrımcılık yapılmamalıdır.
Eğer artık kan ve gözyaşının durmasını istiyorsak hamaset yerine fikir üretmeliyiz.
____________________________________________________________
Irkçılık ve Milliyetçilik
Terör ve Hümanizm
Konu: TBD
kürt sorunu deil. pkk sorunu ... nasıl mı çözülür.
xxx
eğitimle
Not: Hakaret ve şiddet içermeyen her türlü yorumu yayınlıyorum. Hakaret ve şiddet içeren kısımları sansürlüyorum.
Düzenleyen proleter gün: 25/12/2007 saat: 01:55
Bağlantı »
Konu: KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ
BİZ TARİHTE BİRÇOK ÖNCÜLÜK YAPMIŞ TÜRK MİLLETİNE YARDIMDA BULUNDUK
ŞİMDİ MÜKAFATIMIZ BU MU HA ÇÖZÜM ŞUDUR YARI SİZ TÜRKLERİN YARISI BİZ DİĞER TÜM IRKLARIN OLSUN BİZ SİZİN GİBİ BARBAR DEĞİLİZ BİZ ONLARLA İNSAN GİBİ YAŞARIZ
Bağlantı »