Kürt Sorunu Nasıl Çözülür?

Türkiye Cumhuriyeti'nin öncülü olan Osmanlı Devleti bir ulus devlet değildi ve içinde pek çok halkı barındırıyordu. Osmanlı'da iki unsur vardı. Birisi müslümanlar, diğeri gayri-müslimler. Osmanlı devleti kendisini müslüman unsurunun devleti olarak takdim ediyor ve gayri-müslimler azınlık sayılıyor ve azınlık haklarına genellikle riayet ediliyordu.

Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı halkının asli unsuru yani müslümanlar bir ulusal mücadeleye giriştiler. Başlangıçta yine bir ulus devlet olmak için değil, Osmanlı'yı kurtarmak için. Bu bakımdan misakı milli yalnızca türklerin değil diğer müslüman halkların da yaşadığı yerlere göre belirlendi. Yalnız bu milli mücadelenin önderliği kapitalizme uygun olanı yani ulus devleti seçmişlerdi kendilerine hedef olarak. Milli mücadele kazanılıp dış güçler ülkeden kovulunca sıra yeni devlet rejimini kurmaya geldi. 1. Mecliste resmi olarak da Lazistan milletvekili, Kurdistan milletvekili sıfatlarındaki vekiller de vardı. Ancak bu durum ulus devlet gerçeğine uymuyordu. Asli unsur tek bir ulus olmalıydı. Asli unsurun dışında kalanlar da kendi dillerini ve kültürlerini serbestçe yaşatma hakkına sahip olan azınlıklar olacaktı. Asli unsur olarak "müslüman" yerine "türk" seçilince; diğer müslüman unsurlar azınlık da kabul edilmeyince yok sayılmak zorunda kalındı. Artık kürt, laz, çerkez yoktu yalnızca türk vardı. Kürtçe kitap yazmak, kürtçe öğretmek, çocuklara kürtçe isim koymak yasaklandı. Türk olmayanlara da "türküm" demesi öğütlendi. Ne mutlu türküm diyene dendi. Gayri-müslimler azınlık olarak kabul edildiği için en azından hukuksal bazı hakları vardı. Ancak kürtler ne asli unsurun bir parçası ne de azınlık olarak kabul ediliyordu. Asli unsurun parçası olarak kabul edilselerdi Kurdistan vilayeti veya eyaleti olurdu ve kürtçe de yerel resmi dil olurdu. Azınlık olarak kabul edilselerdi kürtçe yasak olmazdı.

İşte böyle bir durumda ilk kürt isyanı Şeyh Said tarafından başlatıldı. Seyh Said isyanı resmi ideoloji tarafından yalnızca dinci-şeriatçı bir isyan olarak sunulur. Elbette bu yönü de vardır. Bunun birinci sebebi şudur: Kürtler islam hukukunun esas alındığı Osmanlı'da asli unsurun bir parçası olarak kabul görülüyordu. İkinci sebebi de tepeden inme devrimle laikliği kurmaya çalışan Bonapartist devletin halkta din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği izlenimi oluşturmasıydı.

PKK ve Kürt sorunu İlişkisi

Bazıları kürt sorununu varlığını dahi kabul etmiyor. Ama kürt sorunun varlığını kabul edenler de kürt sorunundan tamamen ayrı bir sorun olarak terör sorunu dedikleri PKK sorunundan bahsediyorlar. Ancak şurası çok açık ki kürt sorunu olmasaydı PKK denen bir örgüt de olmayacaktı. Artık bunu anlamamız için daha kaç tane askerin ölmesi gerekiyor, daha kaç tane militanın ölmesi gerekiyor? Kürt sorununu pkk'dan ayırarak soruna bir çare bulamayız. Üstelik halkın seçmiş olduğu DTP'li vekilleri dışlayarak kürt sorununa çözüm bulamayız. Yani kürt sorununda bir muhattap aranmalıdır. Kürtler ne istiyor diye sorulmalıdır.

Şimdiye kadar kürt sorunu konusunda bazı adımlar atan ve kürt halkından belli oranda destek alan AKP kürt sorununun PKK ile ilişkisini hala görmemekte ısrar ediyor. Kürt sorunu olmazsa PKK da olmaz. Ama kürt sorunu var olmaya devam ederse bugün PKK belki yarın Ek-kaide gibi şehirlere bombalar koyan bir terör örgütü var olmaya devam eder.

Çözüm için neleri anlamamız gerekiyor?

- Bu ülkede yalnızca türkler yoktur, kürtler ve diğer halklar da vardır.
-Türkiye sadece türklere ait değildir, kürtler de en az türkler kadar bu ülkenin sahibidir.
-Kürtlerle türkler tamamen eşit olmalıdır. Türkçe ne kadar özgürse kürtçe de o kadar özgür olmalıdır.
-Kürtler de bu ülkenin sahiplerinden olduklarına göre kendi kaderlerini istedikleri gibi tayin etme hakkına sahip olmalıdırlar.

Şimdiye kadar bize dayatılan milliyetçi, ezberci resmi ideolojinin işçi sınıfına hiç bir yararı yoktur. Günde en az sekiz saat çalışmaya, yoksulluğa, geçim sıkıntısına, gelecek korkusuna mahkum kitleler kürt halkına karşı baskıcı politikaları desteklerse kendi ezilmişliklerini onaylamış olurlar. Kürt sorununa çeşili çözüm önerileri karşısında hamasi nutuklar atmak bize hiçbir şey kazandırmaz. Belki işçiszliğimizi, yoksulluğumuzu, sömürülmemizi unutturur.

Çözüm şekilleri

1- Demokratik Cumhuriyet: Bu çözüm kürtleri azınlık olarak kabul etmek demektir. Azınlıkların sahip oldukları hakların tanınması demektir.

2- Eyalet veya Federasyon: Bu çözüm kürt halkını Türkiye'nin asli unsuru olarak kabul etmek demektir. Kürtçenin anadil olmasını beraberinde getirir.

3- Ayrılma: Bağımsız kürt devletinin kurulmasını beraberinde getirir. Yani kürtler kendi paylarını alıp yanlış politikalar sonucu 1000 yıllık kardeşlerinden kopmuş olurlar.

Öncelikle kürtlerin varlığı tanınmalı ve kürtlere ne istediği sorulmalıdır. Kürtlerin büyük bir kısmı beraber yaşamaktan yana olduklarını belirtiyorlar. Öyleyse ayrılmaya ve ayrı Bağımsız Kürt Devleti'ne gerek yok. O zaman bir an önce kürt halkının varlığı ve dili anayasal düzlemde kabul edilmeli ve kürt halkının meşru temsilcilerine ayrımcılık yapılmamalıdır.

Eğer artık kan ve gözyaşının durmasını istiyorsak hamaset yerine fikir üretmeliyiz.

____________________________________________________________
Irkçılık ve Milliyetçilik
Terör ve Hümanizm


   



    

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: TürkBirDev | Tarih: 24/12/2007
    Konu: TBD
    kürt sorunu deil. pkk sorunu ... nasıl mı çözülür.
    xxx
    eğitimle


    Not: Hakaret ve şiddet içermeyen her türlü yorumu yayınlıyorum. Hakaret ve şiddet içeren kısımları sansürlüyorum.

    Düzenleyen proleter gün: 25/12/2007 saat: 01:55

    Bağlantı »

  2. Yazan: BARIŞÇIL NEWROZ | Tarih: 7/2/2008
    Konu: KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ
    BİZ TARİHTE BİRÇOK ÖNCÜLÜK YAPMIŞ TÜRK MİLLETİNE YARDIMDA BULUNDUK
    ŞİMDİ MÜKAFATIMIZ BU MU HA ÇÖZÜM ŞUDUR YARI SİZ TÜRKLERİN YARISI BİZ DİĞER TÜM IRKLARIN OLSUN BİZ SİZİN GİBİ BARBAR DEĞİLİZ BİZ ONLARLA İNSAN GİBİ YAŞARIZ

    Bağlantı »

Yorum yaz!