AKP'nin Yeni Anayasası

AKP seçim vaatleri arasında bulunan yeni sivil anayasa için çalışmalara başladı. Türkiye'de çok partili demokrasiye geçişten beri ilk kez silahların aktif gölgesi olmadan bir anayasa hazırlanıyor. Anayasa taslağında öne çıkan hususlar şunlar:

Cumhurbaşkanlığının yetkileri: Türkiye'de Avrupa standartlarında bir demokrasi yok. Bizim demokrasimiz güdük bir demokrasi. Bürokrasi demokrasiyi daraltmak için  demokrasinin  evrensel anlamı olan  egemenliğin  yalnızca  halka ait olma durumunu değiştirmiş ve egemenliğin bir kısmını çeşitli kurumlara vermiştir. CHP çıkardığı yaygaralarda bunu gizlemiyor. Kurumların egemenliğinin kısıtlanacağını söylüyor. Bu evrensel değerlere göre sivil demokrasiye geçiş demek. Yeni anayasa taslağında cumhurbaşkanının yetkileri kısıtlanıyor ve cumhurbaşkanlığı sembolik düzeye indirgeniyor.

MGK'nın yetkileri: MGK, egemenliği halkla paylaşan bürokratik bir kurum. Yeni anayasada MGK'nın yetklileri de kısıtlanıyor.

Vatandaşlık tanımı: 82 anayasasında vatandaşlık tanımı tek bir etnik kökene ilişkin tanımlanıyordu. Türkiye'de yaşayan herkes türktür deniyordu. Yeni anayasada bunun mutlaka değişmesi gerek. Başbakanın yaptığı açılım şuydu: "Türklük, lazlık veya kürtlük bir alt kimliktir, Türkiye'lilik üst kimliktir." Anayasada vatandaşlık tanımı bu çerçevede yapılmalı.

Devletin dili: Eski anayasada türkçe devletin dilidir deniyordu, yeni taslakta "resmi dil" ifadesi kullanılıyor. Elbette anayasanın daha demokratik olabilmesi için her halkın kendi anadilini seçip kullanma özgürlüğü olması gerekirdi ama yenisine göre bu değişim olumlu. Böylece farklı dillere sahip vatandaşlar kendi dillerini kullanma konusunda biraz daha özgür olabilecekler. Elbette değişimler yalnızca kağıt üzerinde kalmazsa...

Üniversitelerde kllık kıyafet: Anayasa taslağında türban sorununun çözümü için bir madde var. Buna göre üniversitelerde kılık kıyafet serbest olacak. Kemalistler laiklik elden gidiyor yaygaralarına başlayacaklar. Bu nasıl laikliktir ki üniversiteye türbanla girilince elden gitsin?

Anadilde eğitim:  Yeni anayasa taslağında farklı dillerin eğitiminin önü açılıyor. Ancak farklı dillerde eğitim hala serbest değil. İleriye doğru atılmış yarım bir adım. Şovenistler vatandaşlık tanımını düzenleyen maddeye de bu maddeye de hayli muhalefet edeceğe benziyor.

Zorunlu din dersleri: Yeni taslağa göre zorunlu din dersleri seçmeli hale getiriliyor. "Normal" bir laik demokratik ülkede devlet din dersi vermez, üstelik zorunlu din dersi hiç vermez. Ancak çeşitli dini grupların din dersi verecekleri okullar açmasına da karışmaz. Türkiye'deki çarpık laiklik anlayışı hristiyanların, hatta müslümanların bile dini okul açmasını yasaklar ancak tek bir dinin tek bir yorumunu zorunlu din dersiyle tüm vatandaşlara dayatır. Yeni madde tam anlamıyla laik demokratik bir uygulamayı getirmiyor. Devlet yine isteyenlere din dersi vermeye devam edecek. Ama dinciler buna bile karşı çıkıyorlar. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasına karşı çıkan sadece dinciler değil. Laikçiler de din derslerinden yeterince memnun. Çünkü mevcut din dersleri türk-islam ideoloji çerçevesinde "devlete itaat sevaptır" anlayışını dayatıyor.

Burada olması gereken şudur: Devlet din dersi vermemeli, din eğitimi çeşitli dini grupların kendisine bırakılmalı. İsteyen dini kurslar, okullar açabilmelidir. Ayrıca devlet farklı inançtaki vatandaşlarından topladıkları vergilerle tek bir dinin ibadethanelerini açmamalı, tek bir dinin din adamına maaş ödememelidir. Devlet din işlerini o dine inanan gruplara bırakmalıdır. Laiklik yalnızca dinin devlete karışmaması değil aynı zamanda devletin de dine karışmaması anlamına gelir.


Yeni anayasada neler olmalı?

Sınırsız düşünce ve ifade özgürlüğü olmalıdır. Sınırsız örgütlenme özgürlüğü olmalıdır. Sendikalar üzerindeki yasaklar kalkmalıdır. Memur ismi verilen, aslında devlet denilen patronun işçileri olanlar da sendika ve örgütlenme hakkına kavuşmalıdır. Grevlerin önündeki engeller kaldırılmalıdr. Kısaca işçi sınıfının hak arama mekanizmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Kürt sorununa anayasal düzlemde çözüm çabaları aranmalıdır. Kürtçe tam serbest olmalıdır. Azınlıklara uygulanan baskılar kaldırılmaldır.

Anayasa kapitalizm açısından ne anlama geliyor?

Kapitalizmde sömürü siyasi değil ekonomiktir. Bu yüzden kapitalizm demokrasiyi benimseyebilmiştir. Ekonomik olarak üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf dolaylı yoldan da olsa siyasi olarak da egemendir. Halka çeşitli anayasal haklar vermek burjuvazinin egemenliğini zedelemez. Oysa örneğin köleci toplumda, köle sahiplerinin egemenliğine halel gelmemesi için köleler siyasi olarak da hiç bir hakka sahip olmamalıydılar. Kapitalizmdeki bu görünürdeki siyasi eşitlik, burjuvaziye bir avantaj sağlar. O da işçi sınıfının aslında sömürülmüyor olduğu, anayasanın ve dolayısıyla devletin tüm halka ait olduğu yalanını söyleme olanağıdır. Halbuki devlet -bir zor aygıtı olarak- sınıflı toplumların tarihi boyunca egemen sınıfın kullandığı bir alettir. Ne kadar demokratik olursa olsun herhangi bir anayasal demokraside işçi sınıfı yine çalışmaya ve sömürülmeye mahkumdur. Bunun için işçi sınıfının nihai görevi üretim araçlarının özel mülkiyetini kaldırıp toplumsal mülkiyetini getirmektir. Bunun için işçi sınıfının ihtiyaç duyacağı devlet elbette burjuva devletinden çok daha demokratik olacaktır. Burjuva demokrasisinin temsili karakteri yerine proletarya demokrasisi işçi konseylerine dayalı olarak "doğrudan" işleyen bir demokrasi olmalıdır.

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!