Anti-Emperyalizm Nedir?

Emperyalizm kısa tanımı ile kapitalizmin girdiği son evredir. Kapitalizmin ilk aşaması serbest rekabetçi dönemdir. Emperyalizm aşamasında serbest rekabet yerini tekelci rekabete bırakır. Anti-kapitalizmden bağımsız anti-emperyalizm yoktur. Emperyalizm sadece her hangi bir devletin dış politikası değil bir bütün olarak kapitalizmin girdiği evredir. Anti-emperyalizm ABD düşmanlığına indirgenemez. Anti-emperyalizm söylemiyle gizlenmiş ulusalcılık benzeri küçük-burjuva politikalarının Marksizmle bir ilişkisi yoktur. Emperyalizm sömürgecilik değildir. Sömürge tanımı siyasal bağımsızlığını kazanmamış ülkeler için kulanılabilir.

Emperyalizm döneminde kapitalizmin yıkılması komünizme doğru ilerlenilmesi için yine sadece Marx ve Engels'in teorik temellerini attığı proleter devrimden başka yol yoktur.  Emperyalizm dönemi anti-kapitalist devrimden önce bir anti-emperyalist devrimi gerekli kılacak nesnel koşullar doğurmamıştır. Esasında böyle aşamacı anlayış küçük-burjuvazinin anlayışıdır. Çünkü kapitalist üretim ilişkilerinin çözülmesi kendi varlıklarına da yönelmiştir. Fakat burjuvazinin gelişmesi sermaye yoğunlaşmasını ve tekelleşmeyi doğurduğu için küçük-burjuvazi yine bir tehdit altında kalmaktadır. Bu yüzden küçük-burjuvazi ve burjuvazinin daha zayıf kesimleri kendi varlıklarını koruyabilmek için ulusalcı temelde sözde anti-emperyalist söylemler kullanmaktadır. Küçük ve orta burjuvazinin çıkarlarının emperyalizm tarafından zedelenmesi onları anti-emperyalist yapmaya yetmez. Lenin şöyle diyor:

"Bir yandan, birkaç elde yoğunlaşmış, ve yalnızca küçük ve orta kapitalisti değil, çok küçük kapitalist ve çok ufak patronları da kendine bağlayan yaygın ve sıkı bir ilişki ağı kurmuş olan mali-sermaye, öte yandan, dünyayı paylaşma ve başka ülkelere egemen olma yolunda başka ulusal mali gruplara karşı girişilen gitgide yoğunlaşan savaşım, bütün mülk sahibi sınıfların tamamıyla emperyalizm safına geçmesine neden olmaktadır." (Emperyalizm, kapitalizmin en yüksek aşaması)


Marx ve Engels Komünist Manifesto'da kapitalizmin dünyanın her yere yayılma eğilimini şöyle özetliyor:

"Sürekli genişleyen sürüm ihtiyacını karşılamak için burjuvazi, yeryuvarlağının bütününe el atmakta. Her yerde yerleşmesi, her yerde yapılaşması, her yerde bağlantılar kurması gerekiyor."

"Burjuvazi, dünya pazarını sömürmek yoluyla tüm ülkelerin üretim ve tüketimini kozmopolitleştirdi. Gericilerin çok üzülecekleri biçimde ulusal zemini sanayinin ayağının altından çekiverdi. En eski ulusal sanayiler yok edildi ve hâlâ her gün yok ediliyor. Her uygar ulusun bir yaşamsal sorun olarak ithal etmesi gereken ve artık yerli hammaddeyi değil en uzak bölgelerin hammaddelerini işleyip, mamulünün de yalnız kendi ülkesinde değil dünyanın her yerinde birden tüketildiği yeni sanayiler, o eski ulusal sanayileri bir kenara itiyor. Yerli imalatla karşılanan eski ihtiyaçların yerini de, en uzak ülke ve iklimlerin ürünleriyle ancak giderilebilecek ihtiyaçlar alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılık ve kendine yeterlik yerine de, ulusların her yönde hareketliliği ve her yönde birbirine bağımlılığı geçmekte. Üstelik yalnız maddi üretimde değil manevi üretimde de bu böyle. Ayrı ayrı ulusların manevi ürünleri ortak mülk oluyor. Ulusal tek yanlılık ve sınırlılık artık mümkün değil, pek çok ulusal ve yerel edebiyattan bir dünya edebiyatı oluşmakta."

Lenin emperyalizmi çürüyen kapitalizm olarak betimlemiştir.  Marx ve Engels de çürüyen kapitalizmin nasıl olabileceği hakkında şunları söylemişlerdir:

"Tröstlerde serbest rekabet, tekel durumuna dönüşür, kapitalist toplumun plansız üretimi, yaklayan sosyalist toplumun planlı üretimi karşısında teslim bayrağını çeker. İlk anda, kuşkusuz kapitalistler yararına. Ama burada sömürü öyle elle tutulur bir duruma gelir ki yıkılması gerekir. Tröstler tarafından yönetilen bir üretime, bütünün küçük bir kupon biriktiricileri tarafından bu derece utanmazcasına sömürülmesine katlanacak bir halk yoktur." (Engels)

"Büyük kapitalistlerin sayıca azaldıkça ... sefalet, baskı, yozlaşma, esaret, sömürme arttığı gibi, gittikçe büyüyen ve kapitalist üretim süreci mekanizmasının örgütlediği, birleştirdiği, hazırladığı işçi sınıfının isyanı da artar. Kapitalin monopolü, kendisiyle beraber kendisi tarafından getirilen üretim tarzının engeli haline gelir. Üretim araçlarının temerküzü (az sayıda elde toplanması) ve emeğin toplumsallaşması öyle bir noktaya gelmektedir ki, kapitalist çerçeveye intibak etmemekle ve bunu patlatmaktadır. Kapitalist özel mülkiyetin son saati, artık çalmıştır. Gasbedenlerin, kendilerinden gasbedilmesinin sırası gelmiştir." (Marx)

Görüldüğü gibi Marx ve Engels emperyalizm aşamasını öngörmüşler ve bu aşamada kapitalizmin çürüdüğünü ve yıkıma yaklaştığını da belirtmişlerdir.

(Ayrıca bakınız: Kapitalizm Nedir )

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: antiemperyalist | Tarih: 21/3/2007
    Konu: antiemperyalizm
    http://www.antiemperyalizm.org sitesinde bu konuyla ilgili belge ve bilgiler var

    Bağlantı »

Yorum yaz!